Ebeveyn Ayrılıkları Okul Çağı Çocuklarının Sosyal Becerilerini Nasıl Etkiler?

Boşanma, yasal, ekonomik, kültürel, toplumsal ve psikolojik nedenleri ve etkileri olan karmaşık bir sosyolojik olgudur. Evlilik çatışmaları ile başlayan süreç, ayrılık, yasal boşanma ve yeniden bir yaşantının kurulması ile devam eder. Karmaşık bir aile durumu olan boşanma, tüm aile bireylerini etkiler. Aile birliğinin bölünmesi, özellikle çocuklar için karmaşık olan yeni bir durumun başlangıcıdır.

Okul Çağı Dönemindeki Çocukların Boşanmaya Verdiği Tepkiler

  • Kayıp duyguları yaşama (ilgi kaybı, ebeveyn kaybı gibi.)

  • Korku, üzüntü depresyon ve güvensizlik duyguları yaşama,

  • Reddedilme ve terk edilme duyguları yaşama,

  • Panik tepkileri ve uyku bozuklukları,

  • Gelecek korkusu,

  • Daha az oynama ve dış mekân aktivitelerinden daha az keyif alma,

  • Okul başarısında düşme,

  • Akran ilişkilerinde değişme,

  • Boşanma nedeniyle kendini suçlama.

Yapılan araştırmalarda ebeveynleri boşanmış çocuklarla ebeveynleri bir arada olan çocuklar karşılaştırılmış ve anne babası boşanmış çocukların depresyon puanlarının ve kaygı düzeylerinin daha yüksek, benlik saygısı düzeyinin daha düşük, yetişkinlikteki iyi oluşlarının daha düşük, depresyon ve stres düzeylerinin daha yüksek olduğu ve daha fazla psikolojik, davranışsal ve kişilerarası sorunlara sahip oldukları görülmüştür. Bu olumsuz etkilerin en aza indirilmesi, ebeveynlerin boşanma süreci ve sonrasında yanlış tutumlardan kaçınmalarıyla mümkün olmaktadır.

Boşanmanın negatif etkilerinin yanı sıra pozitif etkileri de bulunmaktadır. Aile içinde tanık oldukları olumsuz tutum ve davranışlar ruhsal travmalara sebep olabilir ve ilerleyen süreçte kişilik bozukluklarına yol açabilir. Ebeveynler arası çatışma bittiğinde çocuk ebeveynleri ile daha iyi ilişkilere başlayabilir. Aile ortamındaki çatışmanın bitmesi çocuğun uzun vadede iyilik halini olumlu yönde etkiler. Sağlıklı bir aile ortamı için boşanmayı tercih etmek bazı durumlarda daha yerinde bir karar olmaktadır.

Boşanmanın Çocukların Sosyal Becerileri Üzerine Etkileri

Sosyal beceri, sosyal açıdan kabul edilebilir davranışlar olarak tanımlanabilir. Sosyal beceriler çocukların sosyal ortam içerisinde kabul görmelerini sağlayan, sosyal ilişkilerin olumlu yönde ilerlemesine sebep olan duygu, düşünce, tutum ve davranışlardır. Çocuklar bu becerileri sayesinde sağlıklı ilişkiler kurabilirler. Kısaca sosyal beceri; kişiler arası ilişkilerde bilgiyi alma, çözümleme ve doğru, kabul edilebilir davranışları sergilemektir.

Bireyler sosyal becerilerini okul öncesi dönemden itibaren kazanmaya başlarlar. Çocuklar içerisinde bulundukları sosyal çevreden gelen uyarıcıların etkisi altında kalırlar ve bu uyarıcılar çocuğun gelişimini olumlu ya da olumsuz olarak etkiler. Sosyal becerilerin gelişiminde aile çocuk için model niteliği taşır. Çocuklar bu becerileri anne-babalarıyla ya da bakım verenleriyle yaşadıkları ilişkilerinden öğrenirler. Daha sonra bu sosyal çevreye kardeşler, akranlar ve diğer yetişkinler de katılır ve sosyal beceriler bu etkileşim ile oluşmaya başlar. Çocuğun ilk yıllarındaki sosyal ve uyum becerilerinin gelişimi, yetişkinlikteki sosyal uyum ve becerilerin temelini oluşturur. Güvenli bir aile ortamında sevgiyle yetişen çocuk toplumun normlarını, günlük yaşamla ilgili bilgi ve becerileri, yaşama uyum sağlamayı öğrenir.

Anne-baba çocuk için duygusal destek, bilgi, rehberlik ve denetleme alanlarında önemli birer kaynaktır. Kaynağı kaybeden boşanmış aileye sahip çocukların sosyal becerileri bu durumdan etkilenir. Eşler arası çatışmanın yüksek olduğu ailelerde çocukların sosyal ve bilişsel yeterliliklerinin daha düşük olduğu bulunmuştur. Boşanmış ebeveynlerin çocuklarının kızgınlık davranışlarını daha az kontrol edebildikleri, değişikliklere uyum sağlama becerilerinin daha düşük olduğu bulunmuştur. Akran baskısı ile başa çıkmada daha başarısız oldukları, sözel açıklama ve dinleme becerilerinin daha düşük olduğu görülmüştür. Bu çocuklar sonuçları kabul etme ve kabullenmede, amaç oluşturma ve sorumlulukları yerine getirmede daha başarısız olmaktadırlar.

Boşanmanın Çocuğa Söylenmesi

Boşanma sürecindeki bireyler, bu kararı çocuklarına nasıl söyleyeceği konusunda endişe yaşarlar. Boşanma çocuğa, kesin kararın verildiği ve işlemlerin başlatıldığı zaman söylenmelidir. Çocuğun yaşı dikkate alınmalı, gerekirse uzman yardımına başvurulmalıdır.

Ebeveynlerin, boşanmanın çocuklar üzerindeki olumsuz etkilerini azaltabilmek için uygulayabileceği bazı öneriler:

  1. Ebeveynler boşanma kararını ve boşanmanın nedenini çocuğa birlikte açıklamalılardır.

  2. Boşanma çocuklar üzerinde korku ve terkedilme hissi yaratabilir. Böyle bir durumda çocukların tutarlılık ve düzene ihtiyaçları olmaktadır. Çocuk boşanmadan sonra hayatında yaşanacak değişiklikler konusunda bilgilendirilmelidir. Hangi ebeveyn evden ayrılacaksa önceden haber verilmelidir. Boşanmadan sonraki aile düzeni nasıl olacak, kim kiminle nerede yaşayacak, çocuk hangi okula devam edecek gibi konular açıkça konuşulmalıdır.

  3. Ebeveynler boşanma sürecinde birbirlerine karşı suçlayıcı bir tavırda olmamalılardır. Çatışmalar çocuğa aktarılmamalı ve çocuğun taraf tutmasına izin verilmemelidir.

  4. Boşanma süreci çocukların farklı duyguları aynı anda deneyimlemelerine sebep olur. Çocuklar, duygularını ifade etme konusunda yüreklendirmeli ve onu dinlemeye hazır oldukları ebeveynler tarafından sık sık dile getirmelidirler.

  5. Çocuktan bir yetişkin gibi davranması beklenmemelidir.

  6. Ebeveynler her ne kadar ayrılıyor olsalar da çocukları hakkında ortak kararlar almalı ve bu kararları uygulamada tutarlı olmalıdırlar.

  7. Para ve ekonomik konular çocukla konuşulmamalıdır.

  8. Çocuklar boşanmadan dolayı kendilerini suçlayabilirler ve aileleri tarafından sevilmediklerini düşünebilirler. Boşanma kararı çocuklara söylenirken, ebeveynlerinin kendisine duyduğu sevginin azalmadığı, ebeveyn olarak sorumluluk ve sevgilerinin devam ettiği söylenmelidir. Ebeveynler, çocuklarına boşanmanın onların suçu olmadığı sık sık söylenmelidir.

  9. Çocuklar, ebeveynlerini model alarak ve taklit ederek sosyal beceri kazanırlar. Ebeveynler çocuklarına model olmaya devam etmelidirler.

  10. Bu süreçte çocukların akranlarıyla iletişimi aksatılmamalı, çocuklar sosyalleşmeye devam etmelidirler.

Yorum yapın